AK Parti İstanbul Milletvekili Dr. Mehmet Muş: ABD’yi YPG ve PYD ile görmek kabul edeceğimiz durum değil

ŞİFA KAYMAK

[email protected]

 AK Parti Grup Başkanvekili MKYK Üyesi ve İstanbul Milletvekili Dr. Mehmet Muş ABD’nin YPG kararına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Referandumdan ‘Evet’ çıktı. Bundan sonra nasıl bir süreç olacak?

Türkiye önemli bir karar verdi. %51,4 ile Anayasa değişikliği paketini milletimiz kabul etti. Bundan sonra Türkiye 2019 yılında yapılacak seçimlerle Cumhurbaşkanlığı sistemine geçmiş olacaktır. Tabi bu süre içersinde iç tüzük yapılması gerekiyor. Geçiş sürecinde diğer ihtiyaç duyulan uyum yasaları ile alakalı çalışmalar yapılacak. Sistemin iyi bir şekilde işleyebilmesi için yasa düzenlemeleri yapılıp 2019’a hazır hale getirilmiş olacaktır.

Beklentiler daha yüksekken %51.4 oy alındı. İstanbul ve Ankara’da ‘Hayır’ önde oldu. Neden?

Kamuoyunda yayınlanan bazı anketlerden dolayı çok yüksek ‘Evet’ oyu çıkacak şeklinde bir algı oluştu. Şimdi beklentiden daha düşük çıktı gibi söylemler söyleniyor. Fakat bunlar doğru değil. Bunlar önemli değişikliklerdir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tartışılmaya başlandığı zaman o zamanki vatandaşımızın buna bakışı ile geldiğimiz noktada bakışı çok farklı oldu. İlk zamanlar bu tartışmalar ortaya çıktığındaki destekle son zamanda verilen destek çok daha farklılaşmıştı. Son dönemde ciddi bir destek gelmiştir ve bu ‘Evet’ ile neticelendi. Büyük bir başarıdır.

“FARK BEKLENTİSİ KAMUOYU ALGISIYDI”

Fark beklentisi kamuoyundaki bazı araştırmalardan dolayı bu algı oluşmuştur. Ama biz takip ettik. Kamuoyu yoklamalarında da sahadaki analizlerimize göre de ‘Evet’ çıkacağını görüyorduk. Ama kamuoyunda büyük fark çıkacağı gibi bir düşünce bizde hiç oluşmadı. Fark beklentisi sadece yazılı ve görsel medyada çıkan yorumlardan kaynakladı. Biz o yorumlara katılmıyoruz.

Referandumda MHP’den yeteri kadar destek aldınız mı? “AK PARTİ VE MHP REFERANDUMU BİRLİKTE GÖĞÜSLEMİŞTİR”

Aldığımız oy %51,4’tür. Bunu, ‘AK Parti şu kadar verdi. Milliyetçi Hareket Partisi bu kadar verdi’ diye ayıramayız. Burada AK Parti de MHP de bu işe sahip çıkmış ve göğüslemiştir. ‘Evet’ çıkması için büyük çaba sarf etmişlerdir. Ve evet çıkmıştır. Buradan hangi partinin tabanından ne kadar oy geldi bilemeyiz ama her iki partide ‘Evet’ çıkması için büyük bir çaba ortaya koymuştur. ‘Biz şu kadar verdik, onlarda bu kadar verdi’ gibi bir şey söylemek doğru olmaz. Ama her iki partide bu işe sahip çıkmıştır.

CHP’nin referandum ile ilgili ortaya koyduğu tavrı nasıl değerlendiriyorsunuz?

“CHP PARTİ İÇİ TARTIŞMALARI BASTIRMAK İÇİN TÜRKİYE’NİN İTİBARINI ZEDELİYOR”

Cumhuriyet Halk Partisi’nin sonuçlar açıklandıktan sonraki tavrı ortadadır. Aslında CHP de referandumdan hakkıyla ve milletin teveccühü ile ‘Evet’ çıktığını, Anayasa değişiklik paketinin milletimiz tarafından doğrulandığını ve kabul edildiğini çok iyi biliyor. CHP, bugün parti içi tartışmaları ötelemek ve bastırmak için referandum sonuçlarını itibarsızlaştırmaya yönelik bir kampanya yürütüyor. Seçimlerde bir şaibe, bir eksiklik varmış gibi algı oluşturmanın içerisine düştüler. Bu algı ile parti içindeki tartışmaları toplumun gözünden uzak tutmak ve içindeki muhalefeti bastırabilmeyi amaçladılar. Anayasa mahkemesine oradan AİHM’e gideceğiz dediler. YSK’ya itirazlarda bulundular. Bunları sürekli gündemde tuttular. Fakat ne yaptıysalar parti içi tartışmalarını örtemediler ve bastıramadılar. Bütün bu çıkışlar aslında Kılıçdaroğlu’nun kendi koltuğunu korumak, parti içerisindeki hâkimiyetine bir muhalefet çıkmaması için uyguladığı bir stratejiydi. Fakat geldiği noktada bu stratejisinin tutmadığını görüyoruz. Şuan kendi içlerinde tartışmaların baş gösterdiğini görüyoruz. Seçimden sonraki ilk günden itibaren CHP Genel Merkezi önünde istifa sesleri yankılanmıştır.

Lider değişir mi?

Bu onların kendi iç meseledir. Bunu ben bilemem. Ancak kendi iç tartışmalarını örtmek için uluslar arası arenada Türkiye’nin itibarını zedelemeye yönelik çalışma içine girmeleri kabul edilemez.

Rusya ile ilişkiler yeniden düzeldi. Bu durum ekonomiye nasıl yansıyor?

Rusya bizim önemli bir ticari partnerimizdir. Rusya ile önemli ticari ilişkilerimiz var. Bizim onlara ihracatlarımız var. Onların Türkiye’ye enerji ihracatı var. İlişkilerimizin normalleşmesi Türkiye’deki ekonomiye olumlu etkileri olacaktır. Hem Türkiye’nin ihracatına hem ekonomik büyümesine olumlu etkileri olur. Bu açıdan ilişkilerin normalleşmesi, uçak krizinden önceki noktaya gelmesi Türkiye’deki turizmden tutunda ihracatına kadar pek çok alana olumlu katkıları olacaktır. Bunu da zaten süreç içerisinden hep beraber göreceğiz.

Avrupa Birliği ülkelerinin Türkiye karşıtı olumsuz tavırlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz uzun zamandır Avrupa Birliğine girmeye çalışan aday bir ülkeyiz. Türkiye pek çok düzenleme yaptı. Özgürlükler noktasında iyileştirmeler yaptı. Demokratikleşme noktasında çok ciddi adımlar attı. Fakat Türkiye’nin AB’ye alınması noktasında arzu ettiğimiz mesafe Avrupalı yetkililer tarafından atılmadığını görüyoruz. Biz bunu Türkiye’nin AB’ye katılım noktasında daha ciddi adımlar bekliyoruz. Türkiye büyük bir ülkedir. Türkiye bir Avrupa devletidir. Türkiye’deki demokratik standart, hukuk sistemi, büyüme potansiyeli, nüfusu, yüzölçümü, savunma sanayisi ve ekonomisi ciddi bir büyüklüktedir. Ayrıca Türkiye AB’ye önemli katkılar sunabilecek bir ülkedir. Bu açından biz AB’den Türkiye’ye takınmış oldukları bu tavrı bir kenara bırakıp, iş birliğine pozitif katkı yapacak bir gündemle meseleye yaklaşmalarını bekliyoruz. Bu noktada hem Türkiye hem de AB ilişkileri çok daha iyi noktaya gelir. Bundan hem AB hem de Türkiye kazançlı çıkar.

“AB’NİN TERÖRİSTLERİN İADESİ NOKTASINDA BİZİMLE İŞ BİRLİĞİ YAPMASI GEREKİYOR”

Türkiye’nin hassasiyeti bellidir. Bizim hassasiyetimiz terör ile mücadeledir. 15 Temmuz darbe girişimi olayını yaşadık. Bu darbe ile ilgili aranan birçok ismin Avrupa’da rahatça dolaşıyor olabilmesi Türkiye’yi rahatsız etmektedir. Demokrasiyi seslendiren AB’ye bu durum yakışmıyor. AB’nin bunların iadesi noktasında bizimle iş birliği yapması gerekiyor. Diğer taraftan PKK’nın pek çok yöneticisi Avrupa’da ciddi faaliyetler yürütüyor. Bunların önüne geçilmelidir. Ben Avrupa parlamentosunun hemen karşısında PKK çadırını gördüm. Bu kabul edilebilir bir şey değildir. Ankara’da bomba patlatan, çocukları katleden bir örgütün rahat bir şekilde Avrupa’da hareket ediyor olması Türkiye’nin kabul edebileceği bir şey değildir. Avrupalı müttefiklerin bunlara dikkat etmesi gerekiyor. Biz Türkiye olarak üzerimize düşeni yapıyoruz ama AB üzerine düşeni yapmıyor. Biz ilişkilerimizin daha iyi bir seviye çıkmasını arzu ederiz.

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin Türkiye ile ilgili verdiği nasıl bir etki yapar?

“AKPM’NİN KARARLARI KABUL EDİLEMEZ”

Türkiye AKPM’nin kurucu üyesidir. Alınan karar bizim açımızdan kabul edilebilir bir karar değildir. Türkiye’nin AK Parti iktidarında kat ettiği mesafe bellidir. OHAL sadece Türkiye’de yoktur. Fransa’da da vardır. Fransa OHAL’de seçimlerini yapıyor. Türkiye bir darbe atlatmış, PKK terör örgütü ile amansız bir mücadele veriyor. Suriye’deki gelişmeler var. Buradan Türkiye’ye saldırılar yapan DEAŞ var. PKK’nın Suriye kolu PYD var. Buradan vatandaşımızın can ve mal güvenliğini tehdit eden saldırılar söz konusu oluyor. Bunlarla mücadele ediyoruz. Bu noktada OHAL ilan edildi. Fakat Türkiye’ye gelince eleştiri oluyor. Fransa’ya gelince bir şey olmuyor. Bu doğru bir yaklaşım değildir. AKPM’nin objektif şekilde meseleye yaklaşması AB’ye de katkı sağlar. Türkiye’nin üyelik sürecine de katkı sağlar. Ama bir taraftan Fransa’yı görmeyip Türkiye’ye çifte standart uygularcasına kararlar alınması bizi üzmektedir ve bu kabul edilemez. Biz ülkemizin bütünlüğünü korumaya yönelik her türlü adımı atacağız.

FETÖ ile mücadelede son durum nedir? FETÖ lideri Fethullah Gülen’in iadesi görüşmeleri nasıl gidiyor? “FETÖ İLE MÜCADELE HUKUK İÇİNDE DEVAM EDECEKTİR”

Türkiye bir hukuk devletidir. Hukuk içerisinde FETÖ ile mücadelemiz sürmektedir. Türkiye’de anayasa vardır. Kanunlar vardır. Bu çerçevede bu mücadele sürer. Burada kolluk kuvvetleri suçlu olarak iddia edilenleri yakalar ve adalete teslim eder. Onların yargılanması da hukuk içinde olur. Suçlu olup olmadıkları yargının belirleyeceği bir durumdur. Yargı hukuk içerisinde FETÖ ile ilgili kararlarını vermektedir. Biz AK Parti olarak 17-25’ten itibaren çetin bir mücadele veriyoruz. Bu mücadelemiz kararlı bir şekilde devam edecektir. Bunda en küçük bir gevşeme olmayacaktır. Ama bu tamamen hukuk içinde gerçekleşecektir. Eğer süreç içerisinde yaşanan eksiklikler ve hatalar varsa onlarda düzeltiliyor. Düzeltilmesi için de mekanizmalar da bulunmaktadır. Gülen’in iadesini Adalet bakanlığımız süreci yönetiyor. Bizim ABD’den talebimiz açıktır. FETÖ’nün acilen iade edilmesini istiyoruz. Ama geldiğimiz noktada iadesi halen gerçekleşmediğini görüyoruz. Ancak bu bir süreçtir ve bu adalet bakanlığımız nezdinde devam edecektir.

Terörle mücadele son durum nedir? Yeni bir sınır ötesi operasyon olur mu?

“GEREKTİĞİNDE SINIR ÖTESİ OPERASYONLAR OLABİLİR”

Türkiye terör ile mücadelede önemli bir mesafe aldı. Terör örgütlerine karşı çetin bir mücadele veriyoruz. Son dönemde PKK ve DEAŞ’a karşı çok önemli operasyonlar yapıldı. Aynı şekilde FETÖ’ye karşı da önemli operasyonlar yapılıyor. PKK’yı özelikle Güneydoğu’da vatandaşımızı can ve mal güvenliğini tehdit edemeyecek şekle getirilmesi noktasında önemli mesafe aldık. Bu mücadele sadece Türkiye’nin kendi sınırları ile sınırlı kalmayacak. Aynı şekilde sınır dışında da bu operasyonlar devam edecek. Birkaç hafta önce Sincar ve Kandil’e yaptığımız hava harekatları Türkiye’nin kararlı bir şekilde terör ile mücadelede olduğunu gösteriyor. Gerektiği zaman sınır ötesi operasyonlarında gerekli adımı atmaktan çekinmeyiz.

“ABD’Yİ YPG VE PYD İLE GÖRMEK KABUL EDECEĞİMİZ DURUM DEĞİL”

ABD’nin YPG’nin yanında yer almasını kabul etmiyoruz. Cumhurbaşkanımız ABD’ye gittiğinde bunu görüşecektir. Bu bizim kabul edeceğimiz bir durum değildir. ABD ile birlikte NATO’dayız. Stratejik ilişkilerimiz var. Suriye’de terör örgütlerine karşı bir mücadele yapılacaksa beraber verebiliriz diyoruz. ABD’yi YPG, PYD ile görmek kabul edeceğimiz bir durum değildir.

İdam için Türkiye’ye yeni bir referanduma gider mi?

Toplumda böyle bir beklenti var. Ama onu süreç içerisinde göreceğiz. Bu talep değerlendirilecektir. Bu değerlendirildikten sonra bir adım atılabilir. Sadece biz AK Parti olarak değil diğer siyasi partilerce de değerlendirilecektir. Bunun neticesinde alınabilecek bir karardır. Ancak toplumda böyle bir beklenti olduğunu biliyoruz. Toplumun tamamını ilgilendiren bir karardır. Biz AK parti olarak toplumdan gelen taleplere kulak veririz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan AK Partiye döndü. Bu dönüş partiye nasıl bir hava kattı?

Dönüşü teşkilatlarımıza ve partimize heyecan kattı. Mayıs ayında kongremiz olacaktır. Cumhurbaşkanımızı aday göstereceğiz. Delegelerimiz uygun bulması halinde partimizin tekrar genel başkanı olacaktır. Cumhurbaşkanımız gençlik yıllarından beri parti faaliyetleri içinde olan birisidir. Çok iyi bir teşkilatçıdır. Parti çalışmalarını çok iyi biliyor. Teşkilatları çok iyi tanıyor. Halkla birlikte parti ile çok iyi iletişim kurabiliyor. O açıdan partimize çok büyük bir heyecan ve güç kattı. Bu heyecan ve sinerjiyi önümüzdeki süreçte hep beraber yansımalarını göreceğiz.

Partili Cumhurbaşkanlığı sistemine geçtik diyebilir miyiz?

Şuan Cumhurbaşkanı partili oldu. Fakat yeni sistem mutlak anlamda işleyişine 2019’da seçimlerin yapılması ile girecektir. Çünkü Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık makamları birleştirilecektir. Makamlar birleştikten sonra Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi başlayacaktır. Seçim yapılınca seçilecek Cumhurbaşkanı sistemi başlatacaktır.

Kabine ve AK Parti kadrolarında bir değişiklik olacak mı? Olası değişiklikte kabinede MHP’ye yer verilir mi?

Cumhurbaşkanımız genel başkan adayıdır. Orada delegeler bir karar verecektir. Bir parti yönetimi ve MKYK şekillenecektir. Genel başkan nasıl bir MKYK ile çalışmak isteyecektir o kendi takdirindedir. Kabine ile alakalı sayın başbakanımızın bir değişiklik düşüncesi olur mu bilemiyorum. Eğer bulunacak olursa kimlere kabinede yer verir onu bilemiyorum. Mevcut bakanlarımızla devam eder veya bir değişiklik yapar mı bu onun bileceği bir durumdur. Böyle bir talep olursa bunu Cumhurbaşkanımız ile konuşup kendi takdirlerinde yaparlar. Bunu konuşmak erken diye düşünüyorum.

Deniz Baykal’ın açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Abdullah Gül önerisine ne diyorsunuz?

Deniz Baykal kendi açısından bir değerlendirme yaptı. Bir aday profili çizdi. Her gün yeni bir profil çiziyor. Kendi partileri ile alakalı tartışmalar var. Deniz Baykal, ‘Genel başkan aday olacak mı olmayacak mı karar versin. Olmayacaksa bıraksın kim genel başkan olursa o aday olsun’ diye açıklama yapıyor. Bunlar kendi parti tartışmalarıdır. Kendi parti içi tartışmalarını ötelemek için ok çaba sarf ettiler ama buraya kadar dayandılar. Parti sözcüleri istifa etti. Bir grup milletvekili parti içinde eleştiriler yöneltti. Kendi içlerinde süren bir tartışmadır.

Abdullah Gül’ün bu açıklamaya cevabını nasıl değerlendiriyorsunuz?

“ABDULLAH GÜL GEREKEN CEVABI VERDİ”

Abdullah Gül, Baykal’a bir cevap vermiştir. Kendisi siyasetle alakalı düşüncesini ortaya koymuştur. Baykal’a geçmişte kendisinin Cumhurbaşkanlığı seçimde uygulanan 367 olayını da hatırlatmıştır. ‘O zaman böyle yaptınız şimdi ne oldu da beni aday yapmak istiyorsunuz’ gibi bir ifadede bulunmuştur. Baykal, sayın Gül’ün ismini ortaya atmıştır. Oda bir cevap vermiştir. Bunlar olağan şeylerdir.
 

Bir önceki yazımız olan Dışişleri Sözcüsünden İsviçre’nin pankart kararına tepki başlıklı makalemizde Dışişleri, haber ve haberler hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir